HAVA DURUMU

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 38 Kategoride 2770 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Rızkını Dert Etme (Yirmi Dördüncü Sohbet)

24 Şubat 2016 - 3.312 kez okunmuş
Ana Sayfa » Dini Bilgiler»Rızkını Dert Etme (Yirmi Dördüncü Sohbet)
Rızkını Dert Etme (Yirmi Dördüncü Sohbet) YİRMİ DÖRDÜNCÜ SOHBET Abdülkâdir Geylânî (r.a.) 14 Zilhicce 545 tarihinde Pazar günü sabahı Ribat’ta şöyle sohbet etti: ti r efsinizi, heva ve tabiatlarınızı bilmesinde İV ve bunlar hakkmdaki tedbirinde Allah’a ortaklığa yeltenmeyin. Kendiniz ve başkalan hakkında Allah’tan sakının. Sûfîlerden biri “İnsanlar hakkında Allah’a uy, Allah hakkında insanlara uyma” demiştir. Kırılan kırılmış, onarılan onarılmıştır. Allah’a nza göstermeyi Onun sâlih kullarından öğrenin. İlim ezberlenip insanlara sunulmak için değil, kendisiyle amel edilmek için var edilmiştir. Öğren, öğrendiğini uygula sonra da onu başkalan- na öğret. Öğrenip öğrendikten sonra amel edersen ilmin senin adına konuşur. Sussan bile amelinle, ilim diliyle söyleyeceklerinden daha çoğu- nu söylersin. Bundan dolayı sûfîlerden biri “Sana bir bakışı fayda vermeyen kimsenin verdiği öğüdün hiç faydası olmaz” demiştir. Kişi ilmiyle amel ederse ondan kendisi de, başkaları da faydalanır. Çünkü Allah, bendeki huzur miktanna göre bana dilediğini söyletir. Aksi halde sizinle benim aramda düşmanlık olur. Canım ve malım sizin emriniz- dedir, benim hiçbir şeyim yoktur. Bir şeyim olsa size vermezlik edecek değilim. Ben sizin iyiliğinizden başka bir şey istemem. Size kendim için değil, Allah rızası için öğüt veriyorum. Kadere rıza göster, aksi halde kader seni yere çalar. Kaderle onun isteğine göre yürü, yoksa seni boğazlar. Sana acıyıp terkine alıncaya kadar onun önünde diz çök. Sûfîlerin işi, kazanmakla başlar. Dünyadan ihtiyaç duydukları kadarını dinin eliyle alırlar. Bünyeleri kazanmaktan âciz düşüp tevekkül vakti gelince kalplerine mühür vurulur ve organ- lan bağlanır. O zaman dünyadaki kısmetleri bereketlice ve bolca yorgunluk olmadan geliverir. Allah’a yaklaştırılmış olanlardan herbirine ahirette kendi isteği olmaksızın cennet nimetlerinden giydirilir. Ne giydirileceği konusunda o, Allah’a rıza gösterir. Nitekim dünyadaki kısmetlerini alırken de Rabbine rıza gösteriyordu. Allah dünyada da, ahirette de onların kısmetlerini tastamam verir. Çünkü O kullarına haksızlık edecek değildir. Oğlum! Himmetin kadar alırsın. Kalbinle Allah’ın dışındakilerden uzaklaş ki Allah’a yaklaşasın. Kendinden ve insanlardan vazgeçerek öl ki seninle Rabbin arasındaki engeller kaldırılsın. (Birisi “Nasılöleyim?” diye sordu. O da şöyle cevap verdi:) Nefsine, hevana, tabiatına ve alışkanlıklarına uymaktan, insanlara ve sebeplere uymaktan vazgeç, onlardan ümidini kes, onları Allah’a ortak koşmayı, Allah’tan zatı dışında bir şey istemeyi bırak. Bütün amellerini nimetlere konmak için değil, Allah nzası için yap. Allah’ın tedbirine, kazasına ve tasarruflarına rıza göster. Bunu yaptığın zaman kendinden vazgeçerek ölmüş ve yeniden dirilmiş olursun. Kalbin diner, huzur bulur. Allah onu dilediği gibi çekip çevirir. Kalp, Allah’a yakınlık Kâbesine girerek perdelerine tutunur, Allah’ı anar ve Ondan başka her- şeyi unutur. Cennetin anahtarı “Allah’tan başka tanrı yoktur, Muhammed Onun elçisidir" sözünü (kelime-i tevhid) söylemek, ilelebet kendinden ve başkalanndan vazgeçmek ve dinin sınırlarını korumaktır. Allah’a yakınlık süfîlerin cenneti, uzaklık ise cehennemdir. Onlar ancak bu cenneti ister ve ancak bu cehennemden korkarlar. Cehennemin onlara karşı güttüğü hangi kin vardır ki ondan korksunlar? Cehennem inanan kimseden korkar ve kaçar. Allah’ı sever ve ihlaslı olan kimselerden nasıl kaçmasın ki? Gerçek iman sahibinin durumu dünyada ve ahirette ne güzeldir! Dünyada Rabbinin kendinden razı olduğunu bildikten sonra, içinde bulunduğu hiçbir duruma aldırış etmez. Nereye düşse orada kısmetini bulur ve ona razı olur Nereye yönelse Allah’ın nuruyla bakar. Onun yanında hiç karanlık yoktur. Bü- tün işaretleri Onu gösterir. Bütün güveni ve tevekkülü Onadır. İman sahibinin, başınıza açacağı sıkıntıdan sakının. Çünkü onun eziyeti, sıkıntı verdiği kimsenin bedeninde bir zehirdir, onun fakirliğine ve ceza görmesine sebeptir. Ey Allah’ı ve onun özel kullanm bilmeyen! Onların gıybetinin tadını tatma. Çünkü o, öldürücü bir zehirdir. Onlara bir kötülük yapmaktan son derece sakın. Çünkü onları, kıskanan ve koruyan Allah vardır. A münafık! Münafıklık şüphesi senin kalbine takılı kalmış, içini, dışını bürümüş. Bütün durumlarında Allah’ın bir olduğunu bilerek davran ve ihlaslı ol. Böyle yaparsan şüphen gider ve şifa bulursun. Dinin sınırlannı ne kadar çok deliyor, takva elbiselerinizi yırtıyor, tevhid giysilerinizi kirletiyor, imanınızın nurunu söndürüyor ve bütün fiillerinizde Rabbiniz nazarında çirkinleşiyorsunuz. İçinizden biri kalkıp bir ibadet yapsa kendi amelini, beğenme ve insanlardan övgü alma arzusuyla karıştınyor. İçinizden kim Allah’a ibadet etmek isterse insanlardan ayrılsın. Çünkü insanların görmesi, yapılan amelleri boşa çıkarır. Resûlullah (s.a.v.) “Yalnız kalmaya bakın. Çünkü yalnızlık bir ibadettir, sizden önceki sâ- lih kulların âdetidir" buyurmuştur. Allah’a inanın sonra bu inancınızı güçlendirin, sonra yok olun, sonra da Allah’la var olun. Ne kendinizle, ne de başkalarıyla. Dinin sınırlarını koruyun, Hz. Muhammed’in onayını alın, tilavet edilen ve dinlenen Kur’an’m hükümlerine nza gösterin. Bundan başka söz söyleyen kimsenin hiçbir değeri yoktur. Mushaflarda ve levhalarda yazılı olan bu şey, Allah kelamıdır, onun bir ucu Onun elinde, bir ucu bizim elimizdedir. Allah’a sarıl, Ona yönelip herşeyle ilgini kes ve Ondan ayrılma. Çünkü Allah dünya sıkıntına da, ahiret sıkıntına da yeter. Yaşarken ve öldükten sonra seni korur, bütün durumlarda seni müdafaa eder. Siyahı beyaz üzerine işlemeye bak. Sen ona hizmet et ki o da senin işini kolaylaştırsın, kalbinin elinden tutsun ve Rabbinin önünde durdursun. Onunla amel etmek kalbinin kanatlarını tüylendirir de kalbin onlarla Rabbine uçar gider. Ey yün giyen! Sen o yünü önce sımna, sonra kalbine, sonra nefsine, sonra da bedenine giydir. Zühd buradan başlar, dıştan içe doğru değil. Sır safâ bulunca bu safâ kalbe, nefse ve diğer organlara, giyecek ve yiyeceklere geçer, bütün hallerinde görülmeye başlar. Önce evin içi düzenlenir. O tamamlanınca kapıya geçilir, içsiz dış, ya- ratıcısız yaratılan, kapısız ev olmaz. Harabenin kilidi olmaz. Ey ahiretsiz dünya! Ey yaratıcısız yaratılan! Senin yapmakta olduğun bu davranışlardan hiçbiri kıyamet gününde sana fayda vermeyecek, tersine zarar verecektir. Yanında olan bu malın alıcısı çıkmaz. Senin yanındaki mal gösteriş, ikiyüzlülük ve günahlardır. Bunlarsa ahiret çarşısında geçmez paradır. Önce müslümanlığını sağlamlaştır, sonra almaya başla. İslam kelimesi gönülden teslim olmak kökünden türemiştir. Allah’ın emnnı kendisine teslim edersen nefsini de ona teslim eder, ona güvenir, kendi güç ve kuvvetini unutursun. Elinde olan dünyalığı da Ona itaat yolunda harcarsın. İbadet eder, bu ibadetleri Allah’a teslim edip unutursun. Senin bütün amellerin, içi boş cevizdir. İhlassızca yapılan bütün ameller içi boş kabuktur, yere yatınlmış bir kütüktür, cansız bir ceset, mânâsız bir şekildir. Bu ise münafıkların, ikiyüzlülerin amelidir. Oğlum! Bütün yaratılanlar birer aletten ibarettir. Allah ise o aletin ustası ve kullanıcısıdır. Kim bunu anlarsa alete bağlanıp kalmaktan kurtulur ve onu kullananı görür. İnsanlara bağlanıp kalmak Allah’ın gazabına sebep olur, külfet ve sıkıntı doğurur. Allah’a bağlanıp herşeyi Ondan bilmekse bir sevin,ç güzellik ve nimettir. Sen geçip gitmiş olanların (selefin) yürüdüğü caddeden çıkmışsın. Seninle onlar arasında hiçbir ilişki kalmamış. Sen kendi görüşünle yetinden de seni tanıyan, eğitecek bir üstad edinmedin. A yoldan çıkmış! A insanların ve cinlerin oyuncağı! A nefsinin, hevasının ve tabiatının kölesi! Yazık sana! Dilini yuttun. Allah’tan yardım dile. Pişmanlık ve özür dileme ayaklarıyla Rabbi- ne dön ki seni düşmanlarının elinden kurtarsın, ölüm denizinin enginlerinden çekip alsın. İçinde bulunduğu ve terketmesi kolay olan şeylerin sonunu bir düşün. Sen gaflet ağacım altında gölgeleniyorsun. Güneşin ışığını gördün ve yolu tanıdın, artık onun gölgesinden çık. Gaflet ağacı bilgisizlik suyu ile büyür. Uyanıklık ve marifet ağa- cı ise düşünce ve tefekkür suyuyla büyür. Tevbe ağacı pişmanlık suyuyla büyür, sevgi ağacı ise n- za suyuyla büyür. Oğlum! Çocukluk ve gençlik döneminden şu ana kadar biraz mazeretin vardı. Ama artık sen kırkına yaklaştın ya da aştın, ama halen küçük çocukların oynadığı şeylerle oynuyorsun. Câhillerle içiçe olmaktan, kadınlarla, çocuklarla yalnız kalmaktan sakın. Takva sahibi yaşlılarla birlikte ol. Bilgisiz gençlerden de uzak dur. Süfîlerin tarafında ol. Onlardan biri sana gelirse ona doktor gibi ol, insanlar için çocuğuna şefkatle davranan bir baba gibi ola. Allah’a itaatini artır, çünkü Ona itaat etmek Onu zikretmek demektir. Hz. Muhammed (s.a.v.) “Allah’a itaat eden namazı az kılsa, orucu az tutsa ve Kur’anı az okusa bile Onu zikretmiş olur. Allah’a isyan edense namazı, orucu ve Kuran okuması çok olsa bile Onu unutmuş demektir” buyuruyor. İnanan kimse, Rabbine itaat eder, Ona nza gösterir, arzuladığı zevklerinde, konuşmasında, yemesinde, giyinmesinde ve bütün işlerinde hep Onunla birlikte durur. Münafık ise buna hiç önem vermez. Oğlum! Yaptığın iş üzerinde düşün ve sende bulunmayan nitelikler konusunda nefsinle yüzleş. Sen ne doğru sözlüsün, ne arkadaşsın, ne seviyorsun, ne uyum gösteriyorsun, ne hoşnut oluyorsun, ne de tanıyorsun. Allah’ı tanıdığın iddiasını güdüyorsun. Bana söyler misin, Onu tanımanı işareti nedir? Kalbinde ne gibi hikmetler ve nurlar görüyorsun? Allah’ın veli kullanmn, ebdâ- lin ve peygamberlerin işareti nedir? Sanıyorsun ki bir kimse bir şey iddia etti mi söylediği hemen kabul edilecek ve delil istenmeyecek. Parasının değeri mihenk taşıyla ölçülmeyecek. Allah’ı tanıyan kulların özelliklerinden biri sıkıntılara sabretmek ve bütün durumlarda kendisi, ailesi ve diğer insanlar hakkında Allah’ın kaza ve kaderine rıza göstermektir. Oğlum! Allah’ın sevgisi ile başkasının sevgisi bir kalpte bir arada bulunamaz. Allah (c.c.) “Allah hiçkimsenin göğsünde iki kalp yaratmamıştır” buyuruyor. Dünya ve ahiret bi rarada bulunmaz. Yaratanla yaratılan bir arada bulunmaz. Fani şeyleri terket ki yok olmayan Bir’i elde edesin. Canını ve malını Allah yoluna ada ki cenneti elde edesin. Allah (c.c.) “Allah cennet karşılığında inananlardan canlarını ve mallarını satın almıştırbuyuruyor. Sonra kalbinden Allah’ın dışındaki şeyleri at ki Allah’a yakınlığa erebilesin, dünyada ve ahirette Onunla birlikte olabilesin. Ey Allah’ı seven! Kaderin seni nereye döndürürse oraya dön, Allah’a yakınlık evi olan kalbini temizle. Kalbinle Allah dışında her ne varsa onları süpür ve kapısında tevhid, ihlas ve doğruluk kılıcıyla otur ve o kapıyı Ondan başka kimseye açma. Kalbinin hiçbir köşesini Allah’tan başkasıyla meşgul etme. A oyun oynayanlar! Benim yanımda oyun yoktur. A kabuklar! Benim yanımda kabuğun içindekinden başka bir şey yoktur. Benim yanımda katıksız bir ihlas, yalansız bir doğruluk vardır. Allah sizin kalplerinizden takva ve ihlas istiyor. O sizin amellerinizin görünen yüzüne bakmaz. Allah (c.c.) “O hayvanların ne eti, ne de kanı Allah’a ulaşır. Ona ulaşan ancak sizin takvanız- dır’*3 buyuruyor. Ey insanoğlu! Dünyada ve ahirette her ne varsa hepsi sizin için yaratılmıştır. Şükrünüz, takvanız, Ona yöneldiğinizi gösteren işaretleriniz ve hizmetleriniz nerede? Âciz kalıp da cansız ameller yapmayın. Amellerin canı vardır, o da ihlastır.

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İlgili Terimler :

BENZER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar
TemaFabrika