HAVA DURUMU

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 38 Kategoride 2671 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Nefs Hep Karşı Gelir (On Beşinci Sohbet)

25 Şubat 2016 - 2.352 kez okunmuş
Ana Sayfa » Dini Bilgiler»Nefs Hep Karşı Gelir (On Beşinci Sohbet)
Nefs Hep Karşı Gelir (On Beşinci Sohbet) ON BEŞİNCİ SOHBET Abdülkâdir Geylânî (r.a.) 9 Zilkade 545 tarihinde Pazar günü sabahı Ribat’ta şöyle sohbet etti: İnanan ilerisi için azık edinir, inkâr edense sadece dünyada yararlanır. İnanan ilerisi için azık edinir, çünkü o, öyle bir yol üzerindedir ki az mala kanaat eder, çoğunu ise ahirete gönderir. Kendi için dünyada, yolcuya yetecek miktarda, kendini taşıyacak kadar bir azık bırakır. Bütün malım ahirete yönlendirir. Kalbi ve bütün düşüncesi oradadır. Kalbi dünyadan tamamen ilgisini kesmiştir. Bütün tâatlerini, dünyaya ve dünyadakilere değil, ahirete yönlendirir. Yanında helâl ve temiz bir yiyecek varsa yedirmek için fakirleri tercih eder. Çünkü ahirette ondan daha iyisini tadacağını bilir. İlim sahibi olan ve ilmiyle amel eden bir müminin bütün çabası, himmeti Allah’a yakınlık ve ahiretten önce daha dünyada iken kalbinin Allah’a ermesidir. Allah’a yakınlık, kalbin atacağı adımlann son sinindir, sımn da içinde sakladığı en son şeydir. Ben seni ayakta, otururken, secdede, rûkû ederken, geceleri uyanık ve yorgun görüyorum ama kalbin hâlâ yerinde sayıyor, varlık evinden bir türlü çıkamıyor ve alışkanlıklanndan bir türlü vazgeçemiyor. Mevlanı aramakta kararlı ol. Bu kararlılık, seni birçok yorgunluktan kurtaracaktır. Sıdk gagasıyla varlık yumurtanı gagala, insanlara görünme ve tevhid ve ihlas belgelerini onlara arzetme duvarlannı yık artık. Zühd eliyle mal arayıp kazanma kafesini kır ve kalbinle uç. Bu uçuş Rabbine yakınlık denizinin kıyısına ininceye kadar sürsün. İşte o zaman sana kader kaptanı gelecek ve beraberinde inayet gemisi olacaktır ve o gemi seni alıp Rabbinin yanma götürecektir. Bu dünya bir denizdir, imanın o denizde yüzen gemidir. Bundan dolayı Lokman Hakîm şöyle demiştir: “Oğlum! Dünya bir denizdir, iman onun gemisidir. Kaptan ibadetlerdir. Kıyısı ahirettir". Ey günahlarda diretenler! Pek yakında körlük, sağırlık, kötürümlük, fakirlik ve insanlann size karşı kalp katılığı vakti gelecektir. O zaman mallannız zarar ziyanla, el koymalarla, hırsızlıklarla kaybolup gidecektir. Akıllı olun ve Rabbinize dönün. Mallannızı Allah’a eş tutup da mallarınıza güvenmeyin. Mallannıza çakılıp kalmayın. Mal sevgisini kalbinizden çıkann, evlerinizde, ceplerinizde, kölelerinizin, bekçilerinizin yanında tutun ve ölümü gözetleyin. Hırsınızı azaltın ve çok ileriye ait planlar kurmayı bırakın. Bayezid Bistami’den şöyle dediği nakledilmiştir: “İrfan sahibi bir mümin Allah ’tan ne dünyayı, ne de ahireti ister. Mevtasından yalnızca Mevlasını ister”. Oğlum! Kalbinle Allah’a dön. Allah’a tevbe etmiş olan O’na dönendir. Allah’ın “Rabbinize dönünüz’™ buyruğu, herşeyi O’na teslim edin demektir. Nefislerinizi O’na teslim ediniz ve onu Allah’ın kaza ve kaderinin, emir ve yasaklannın ve evirip çevirmesinin önüne bırakınız, kalplerinizi de dilsiz, elsiz, ayaksız, gözsüz, nasıl ve niye demeden ve karşı çıkmadan, tartışmadan, uyum göstererek ve doğrulayarak O’nun huzuruna bırakınız. “Emir doğrudur, kader doğrudur, ezelden çizilmiş olan yazgı elbette doğrudur” deyin. Böyle yapabilirseniz hiç şüphe yok ki kalpleriniz Allah’a dönmüş ve O’nu müşahede etmiş olur. Onun dışında hiçbir şeye ısınmaz, aksine arştan ferşe kadar her ne varsa hepsinden kaçar, bütün yaratılanlardan kaçar, sonradan olmuş herşeyi üzerinden çıkanp atar ve öylece kalır. Mürşidlere ancak onlara hizmet eden ve onlann Allah’a karşı sergilemiş olduklan bazı davranışlan ve halleri görmüş olanlar saygılı davranır. Allah dostlan, övgüyü ve yergiyi gece gündüz gibi, yaz kış gibi kabul etmişlerdir. Her ikisini de Allah’tan bilirler. Çünkü bunlan yapmaya Allah’tan başka kimsenin gücü yetmez. Bunu kesinkes anladıklan için kendilerini övenlere aldırmaz ve yerenlere de savaş açmazlar ve onlarla hiç uğraşmazlar. İnsanların sevgisi ve nefreti onların kalplerinden çıkmıştır. Sevmezler, nefret etmezler, sadece acırlar. İcraatı olmayan bilginin sana ne faydası olabilir? Allah seni ilmine rağmen sapkınlıkta bırakmıştır. İnsanlar için, seni tanıyıp mallarını sana sunmaları için, evlerinde ve sohbetlerinde seni övmeleri için ilim öğreniyor, namaz kılıyor, oruç tutuyorsun. Farzet ki bu gerçekleşti. Ölüm, azap, darlık ve korkular seninle onlar arasına girdiği zaman sana onlann hiçbir faydası olmayacak, onlardan alıp biriktirdiğin malları da başkaları yiyecek, sana da onun cezası ve hesabı kalacak. A yüz çeviren, a mahrum! Sen boşuna çalışıp yorulanlardansın. Bugün dünyada yoruluyorsun, yarın da âhirette yorulacaksın. İbadet bir sanattır, onun ustaları ise Allah’ın veli kulları ve Hakk’a yakın ihlaslı kullar olan ebdâllerdir. İlmiyle amel eden âlimler Allah’ın yeıyüzündeki sözcü ve elçileridir, peygamberlerin mirasçılandır. A hevesliler! A laf kalabalığı ile ve zâhir fıkhı ile uğraşıp duran ve bâtın fıkhından bihaber olanlar! Sözcüler ve mirasçılar sizler değilsiniz. Oğlum! Sen hiçbir şey üzere değilsin. Senin müslümanlığın sağlam değil. Müslümanlık, şahitliğin, üzerine kurulduğu temeldir. Senin şahitliğin tam değil. “Allah’tan başka ilah yoktur” diyorsun ama yalan söylüyorsun. Senin kalbinde bir sürü ilah var. Sultandan ve şehrin valisinden korkmak birer ilahtır. Kazanca, kâra, güce, kuvvete, işitmeye, görmeye ve tutmaya güven duymak birer ilahtır. İnsanların zarar ve fayda verdiklerini, sana vermeye ya da senden bir şeyi engellemeye muktedir olduklannı düşünmek bir ilahtır. İnsanlardan çoğu kalpleriyle bunlara güvenir fakat Allah’a güvendikleri izlenimi verirler. Onlann Allah’ı zikretmeleri genellikle kalpleriyle değil, dilleriyle olur. Bu konuda kendileriyle tartışıldığı zaman da hemen kızarlar ve “Bizim hakkımızda nasıl böyle bir şey söylenebilir? Biz müslüman değil miyiz?” derler. Öte dünyada bu gizli haller ortaya çıkacak ve rezil olacaklar. Yazık sana! “İlah yok” sözünde kapsamlı bir inkâr, “Allah’tan başka” sözünde ise ilahlığın tamamıyla Allah’a ait olduğunu ispat vardır. Her ne zaman kalbin Allah’tan başka bir şeye güvenirse ispatından yalan söylemiş olursun ve güvendiğin şey senin ilahın olur. Görünüşe itibar edilmez. İnanan, birleyen, ihlaslı olan, takva ve vera sahibi olan, zühd sahibi olan, yakinen inanan, bilen, amel eden, yöneten sadece kalptir. Diğer uzuvlarsa onun askerleri ve tâbileridir. “Allah’tan başka ilah yok” dediğin zaman bu sözü önce kalbinle, sonra dilinle söyle ve başkasına değil, sadece O’na güven ve dayan. Dışını hükümlerle, içini de Hak ile meşgul et. İyiliği ve kötülüğü dışında bırak. İçinde iyiliğin ve kötülüğün Yaratıcısıyla uğraş. Her kim O’nu tanırsa huzurunda eğilir ve önünde dil sus pus olur. O’na ve güzel kullanna alçakgönüllü davranır, kaygısı, kederi, ağıdı çoğalır, korkusu, hayası, geçmişteki eksiklerine pişmanlığı artar, sahip olduğu marifet, bilgi ve yakınlığın kaybolup gitmesinden sakınır. Çünkü Allah (c.c.) dilediğini yapandır. Yaptığından sorguya çekilmez, başkalan ise sorguya çekilir. İki düşünce arasında tereddüd eder ve önceden yaptığı hatalan, bilgisizliklerini ve aşırı neşeli olduğunu düşünür ve utancından erir, hesaba çekilmekten korkar ve geleceğe bakar. Kabul mü edilecek, reddedilip verilenler elinden mi alınacak yoksa olduğu gibi mi bırakılacak? Kıyamet gününde inananlarla mı, yoksa inkâr edenlerle mi birlikte olacak? Bundan dolayı Hz. Peygamber (s.a.v.) “Ben sizin içinizde Allah’ı en çok tanıyan ve O’ndan en çok korkanınızım ” buyurmuştur. Arifler içinde kendine güven gelen çok az kimse vardır. Ona kendi hakkında önceden belirlenmiş olan yazgısı okunur. Sonunun neye varacağını bilir. Sırn, levhi mahfuzda kendi için yazılmış olanı okur, sonra kalbe de bunu haber verir ve saklamasını, nefsi bundan haberdar etmemesini emreder. Bu işin başlangıcı teslim olmak, emirlere uymak, yasaklardan kaçmak ve sıkıntılara sabretmektir. Bitişi ise Allah dışında herşeyi kalbinden çıkanp atmak, altınla toprağı, övgü ile yergiyi, verme ile vermemeyi, cenneti ve cehennemi, nimeti ve sıkıntıyı, zenginlik ve fakirliği, yaratılanlann varlığını ve yokluğunu bir tutmaktır. Bütün bunlar tamamlanınca bunlann ardından Allah gelir, sonra da Allah tarafından insanlar üzerindeki yöneticilik ve velayeti onaylanır. Allah’ın heybetini ve nurunu taşıdığı için onu her gören ondan faydalanır. Allahım bize dünyada ve âhirette güzellik ver ve bizi cehennem azabından koru.

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İlgili Terimler :

BENZER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar
TemaFabrika